22 Temmuz 2017 Cumartesi

Japonya'da denize girme töreni umi biraki..

Japonya'da insanlar hava ısındı, suya girilir artık hadi denize gidelim diyemiyorlar:)
Japonya'da denize girmenin bile belirli ayı, günü, izini var:)
Biz Türkler için ayağımızı koyduğumuzda su ayağımızı üşütmüyorsa hala denize girilebilir:)
Japonya'da her şehirde, her bölge de denize girme günü vardır.
Bu günü yerel veya ulusal gazeteler duyuru yapar.
Her şehrin ve o sahil kasabasının belediyesi yapar bu duyuruyu.
Bu sene osaka'da Temmuz 7' sinde denize girilebileceği duyurusu yapıldı.

Peki nedir bu denize girme günü?
Japonca "Umi biraki-海開き" deniz sezonu açılışı anlamına geliyor.
Umi biraki den önce girilecek sahili belediyeden su işleri müdürlüğü görevlileri gelip suyun temiz olup olmadığını, zararlı varlıklar ( örneğin: deniz anası, köpek balığı, zehirli balıklar) var mı diye araştırıyorlar.
Köpek balıkları ve deniz anaları için deniz ağları ile sahili kapatıyorlar.

Sonra sudan alınan örneklerle denize bırakılan zehirli atıklar olup olmadığını, radyasyon veya petrol gibi insan vücuduna zararlı atıklar var mı diye ölçümler yapılıyor.
Can kurtaranlar yerleştiriliyor ve can kurtaranların kuleleri gözden geçiriliyor.
Güvenlik görevlileri yerleştiriliyor.
Restaurantlar, duş kabinleri, tuvaletler, emanet dolapları elden geçiriliyor.


En son da duası yapılıyor:)
Şaka değil cidden dualı sezon açılışı yapılıyor.
Biz müslümanlar da olsa yobazlık olur:)
Ama elin budisti duasız denize bile girmiyor:)
Şinto budist rahibi gelip, kazasız belasız sorunsuz bir sezon geçmesi için dua ediyor.
Tüm kalbimle bu duaya katılıyorum.
Gerçekten en çok korktuğum şey bu.
Allah'ım çoluk çocuklarımızı sen koru yarabbim.

Çoğu küçük veya meşhur pilaj sakinleri sezon açılış tören gününü kulaktan kulağa öğrenmiş olur.
O gün o kasabanın gençleri , çocukları mayolarını giymiş, kurdele çekilmiş plajın açılışını heyecanla bekler.
Sezon başladı anonsu yapılıp, kurdele kesilir kesilmez cümbür cemaat pilaja akın eder :)

Umi biraki başlamadan evvel suya girilmesi kesinlikle yasaktır.
Eğer gizlice girilmişse ve her hangi bir kaza veya zehirlenme olayı ile karşılaşılmışsa devlet hiç bir yardım da bulunmuyor.
Yani sigorta veya tazminat gibi, sigorta işlerinde yardım etmiyor.
Bu senin kararın, senin zararın diyor :)

O yüzden sakın sakın denize giriş başladı demeden denize koşmayalım arkadaşlar.

Bir de Japonya'da denize girişler çok kısa.
7. Ayın başlarında başlayıp, 8. Ayın sonları gibi bitiyor.
Japonya'nın önü okyanus olduğu için zehirli balıklar ve deniz anaları ile doluyor.
Osaka'da en uzun denize girme 2 aydır.
Çok çabuk bitiyor sezon.

18 Temmuz 2017 Salı

Osaka namba'da ucuz Halal Restaurant & Hostel

Geçen gün çok şaşırtıcı bir sürprizle karşılaştım.
Bu dükkan bizim 15 sene oturduğumuz eski mahallede.
Yaklaşık 7-8 yıl önce top kek yapıp satan bir dükkandı.
Dışarıda sadece İtalyan bayrağı, camekanda irice bir o kadar da pahalı görünen, bizim için helal olmayabileceği kanısına vardıran Avrupai bir Cafe & restaurant havası vermişti.
Yıllarca önünden geçerken sadece camekana bakıp geçtiğimiz bir dükkandı.
Doğrusu incelemedim de dükkanı.
Meğersem ilk açıldığı günden beri helal cafe & restaurantmış:)
Öğrendiğimde çok şaşırdım. Bir o kadar da üzüldüm doğrusu.
Evimin dibinde gönül rahatlığıyla yemek yiyebileceğimiz bir yer varmışta haberimiz yokmuş:(

Dükkanın sahibi melez bir abimiz.
Eşi japon, boyu kadar 3 tane oğlu vardı dükkanda.
Abimizin babası fas, annesi italyanmış.
O yüzden İtalyan bayrağı asmış taa o günden bu güne kadar.
Tamamen asya ve İslam'a uygun yemekler yapıyor.
En önemlisi de 17 yıldır içinde bulunup da yiyemediğimiz ramen de yapıyormuş.
Öyle ramen derken hazır alıp sıcak suya koyduğumuz sadece içinde özü ve makarnası olandan değil tabiki.
Tamamen japonyada satılan özüyle, suyuyla, içindeki sebzesi, eti ile yapılmış orijinal japon rameni.
Japon sakesi ile mirin'de alkol olduğu için yiyemiyorduk. Abimiz kendisi bir şeyler uydurup benzetmiş tadını. Kendisi öyle diyor henüz denemediğimiz için bende tam bilmiyorum:)


İşin güzel yanı burası sadece bir cafe & restaurant değil..
Bu dükkanın üstü ile, karşı sokağında bulunan 4 katlı binası tamamen hostel.
Dükkanın üstü her milletten insan ağırlıyor.
İster müslüman ol, ister Hristiyan, istersen Budist.
Ama dükkanın karşı sokağındaki bina tamamen. Müslümanlara göre uyarlanmış.
Yani binanın içinde kesinlikle içki getirmek, domuz ürünleri sokmak yasak.
Ve binanın bir katı tamamen mescit olarak düzenlenmiş.
Başka dinden kimseyi sokmuyorum o binaya diyor abimiz.
Tamamen müslümana uygun ter temiz bir bina diyor.
Fiyatları da bana gerçekten çok çok uygun geldi.
Odaların çoğunluğu ranzalı. Malum burası hotel veya otel değil.
Hostel olarak çalıştırıldığı için tanımadığınız insanlarla aynı odada, aynı ranzada yatabilirsiniz:)

Abimiz sadece konaklama, restaurant hizmeti vermiyor.
Bir de hava alanına kadar servis de sunuyor:)
Ve işin en güzeli kimono ve yukata kiralama, satın alma hizmeti de veriyor.
Günü birlik yukata veya kimono giyebileceğiniz, saç baş yaptırabileceğiniz bir yer kolay kolay bulunmaz.
Sabah erkenden uyan, in aşağı al kimono veya yukatanı, geç karşı taraftaki kuaförüne süslenip püslenip çıkman 1 saati bulmaz :)
Şimdi gelelim bu bir birinden harika hizmetlerin fiyatlarına.

Konaklama fiyatları:
2 kişilikten, 4, 8, 10 kişiye kadar kalabileceğiniz odaların fiyatı kişi başı geceliği 1,500 yen.
Yine ranzalı bir odada iki ranza, en fazla 4 kişilik oda fiyatı kişi başı 2.000 yen.
Sadece ailece kalıcam, odamda yabancı istemiyorum derseniz
4 kişilik yatak 10.000 yen
3 kişilik yatak 8,500 yen
2 kişilik yatak 6.000 yen
1 kişilik yatak 6.000 yen

Hava alanı ulaşım hizmet fiyatları:
2~9 kişi arası otobüsle 30 bin yen ( bu biraz pahalı geldi doğrusu. Sanırım gruplar için daha uygun olabilir)

Kimono ve yukata kiralama fiyatları:
Dışardan birine günlük kiralama 2,500 yen.
Fakat hostel de kalanlara 500 yen indirimle 2.000 yenmiş.
Satın almaksa kimono 5.400~20.000 yen arası değişiyormuş.
Giydirmek de tamamen ücretsiz.
Sadece kimono giymek isteyenler çoraplarını kendi satın almak zorunda.
Kıyafetler kiralanıyor fakat çorapları kendiniz satın almak zorundasınız.

Hostel de bir de muhteşem ücretsiz bir hizmet daha var:) işte buna değer derim :)
Gelmeden önce rezervasyon yaparken bisiklette rica ederseniz kaç kişiyseniz o kadar günlük ücretsiz bisiklet de kiralayabiliyorsunuz.
Gerçekten süper bir şey bu. Osaka'da insan gezerken cok yoruluyor.
Ücretsiz bisiklet tahsis edebilmek çok zor bir şey.

Facebook sayfası: Vitti Halal Cafe
Adres: Osaka-shi Naniwa-ku motomachi 3-4-1

Japon marketlerindeki Sarı etiketli ürünler

Japonya pahalı bir ülke bizim gibi yabancıların maaşları japonlara oranla daha düşük olabiliyor.
Hele de 4-5 kişilik aile iseniz maket market dolaşırsınız benim gibi :)
Çoğu marketin indirimli günlerini, hangi ürünün hangi gün indirimde satıldığını, saat kaçtan sonra neler yüzde ellilere ineceğini bilirim.
Çoğu kurutulmuş ürünün son kullanma tarihi olmaz.
Genelde taze meyve, sebzenin, yoğurt süt gibi ürünlerin, ekmekle yumurta gibi günlük satılması gereken ürünler gün içinde muhakkak indirime düşer.
Dünden kalmış ekmekleri sabah erken saatlerde resimde göreceğiniz gibi sarı etiketle reyona konulur.
Sütle yoğurtlarda öyle.


Birşey satın alacağım zaman erkenden gider o ürünün sarı etiketlerinin kaparım:)
Bazen ekmekler öyle bir fiyata düşer ki 10 paket almışlığım çok olmuştur:)
Sarı etiketleri görünce içimde kelebekler uçar ;p
Şaka şaka sevinirim sadece canım:)
Ama düşünsenize ben markete bir girdim mi en az 3 bin yen (90 TL) den aşağı çıkamıyorum ama bu etiketleri yakaladım mı o fiyatın üçte birine iniyor alışverişim.
Bu da benim aileme bir katkım olmuş oluyor.

Japonya'da pazar kültürü olmadığı için herşey süper marketlerde satılıyor.
Zaten ithal ürün bir çoğu bir de milyarlarca kirayı karşılayacam diye ürünlerin fiyatları Türkiye ile karşılaştırınca ciddi rakamlar çıkıyor.

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Japon sokaklarında terk edilmiş bisikletler

Japonya'da bir şey çoksa çoktur, yoksa hiç yoktur.
Bir evde en az iki araba, aile ferdi kaç kişiyse o kadar da bisiklet vardır.
Mesela evde 3 çocuk var üçününde muhakkak bisikleti vardır.
Anne, babanın da var. Hatta evde dede, nene yaşıyorsa onlarında kesinlikle var.
Japonya'da evin önü araba garajından sonra bisiklet garajı mecburidir.
Eve ait olduğu belli olması için apartmanın adı, müstakil evse ev sahibinin soy ismi yazılır ki bisikletin sahipli olduğu belli olsun.

Başka bir yere taşınırken apartman adı yazıyorsa onu yeni apartmanın adıyla hemen değiştirin.
Bir de japonya'da bisiklet satın alınırken polis numarası satın alıp yapıştırmak kanunen mecburidir.
Polis numarası yapıştırılmayan bisikletle polis sizi durdurduysa iş tehlikeli.
Sizinkine benzeyen başka çalınan bisiklete çok benziyor olabilir.
O yüzden sakın bunu aksatmadan üzerinize kayıtlı bir polis numarası alıp yapıştırın.


Bu resimdeki bisikletler, koyulan yerde unutulmuş bisikletlerdir.
Aylarca, yıllarca burada öylece dursa kimse elini sürmez.
Çünkü üzerindeki polis numarası öyle herkesin kolaylıkla çıkarabileceği bir etiket değil.
Bu tür unutulan, terk edilen, çalınıp bırakılan bisikletleri sadece belediyeler topluyor.
Topladıktan sonra bir kaç ay belediyenin bisiklet parkında bekletiliyor.
Kaybettiğiniz bisikletin nerede unuttuğunuzu ancak polisi arayarak veya bıraktığınızı tahmin ettiğiniz belediyenin bisiklet parkını arayarak bulup 2.500 yen park cezası ödeyerek geri alabilirsiniz:)

Aylarca bekleyip de almaya gelmeyen bisikletleri belediye kilidini, etiketini iptal edip, bakımını yaptırdıktan sonra ikinci el dükkanlarına satıyorlar.
Ya da japonya'ya yakın çevre fakir ülkelere ihraç ediliyor.
Bu ikinci el dükkanlarından sıfır fiyatlı bir bisikletin 4/1 fiyatına satın alabiliyorsunuz.
Ve polis numarasını sıfır bisiklet alır gibi üzerinize kayıt ettirip satın aldığınız bisikletinize yapıştırabiliyorsunuz.

Japonya'nın sokaklarında, caddelerinde bu tür terk edilmiş bisiklet çok ama o bisikletlere el sürecek cesaretli insan yok :)
Aylardır bizim apartmanın önünde iki tane çok güzel gıcır gıcır bisiklet terk edilmiş.
Eşime gel etiketi sökmeye çalışalım bisiklet parası vermeyelim diyorum ama ikna edemiyorum :)
Ben eşimden daha cesaretliyim sanırım:)
Valla bisikletler çok güzel gözüme takılıp duruyor ya.
Çöp kutusunun hemen yanına terk edilmiş.
Gelen giden bisikletlerin sepetlerine habire çöp atıp duruyor.

11 Temmuz 2017 Salı

Japon marketlerinde indirimli ürün fırsatları.

Japonya, fırsatlar ülkesi..
Her an, her yerde bir sürprizle karşılaşabilirsiniz.
Markette alışveriş sırasında bu tür etiketler, afişler karşınıza çıkabilir.
Japonya'nın en ucuz marketi "Tamade" de 1.000 yen üzeri alışveriş yapanlara sadece ve sadece 1 yen'e fırsat ürünleri sunan bir market.
Aslında 1 yen'in hiç bir değeri yok ama en az 108 yen'e alabildiğiniz bir çok ürünü bu fırsat ürünler gününde sadece 1 yen'e temin edebiliyorsunuz:)
Ben Tamade'den genelde içecek ve sebze meyve alırım.
Gerisi biraz pahalı bu markette.
Ben bir alışverişe çıktım mı en az 3 market dolaşırım:)
Her markette uygun bir ürünüm vardır.
Örneğin: yoğurtu gyoumu dan, ekmeği maxvalu dan, patatesi tamadeden, karpuzu endodan diye uzayıp giden bir alışverişim olur:))
Yani tek bir marketten alışveriş yapıp çıktığımı hiç bilmem:)


Türkiye'de 1 kuruş varmış ama gören, duyan yok:)
Düşünsenize 1 kuruşa streç folyo, bıçak, kepçe, kaşık, tarak, sünger, alüminyum folyo gibi bir çok şeyi alabildiğinizi?
Bir alüminyum folyo 3 TL civarı.
Bunu 1 kuruşa temin etme fırsatı verse süper marketler adamlar akın akın alışveriş yapar sırf o günün fırsat ürününden birini alayım diye :)

Marketin camında büyükçe bir aylık takvim asılıdır.
Takvimde ayın 1'nden 31'ine kadar hangi gün hangi ürün 1 yen'e düşüyor yazıyor.
Sizde ihtiyacınız olan ürünün o gününde biraz fazla alışveriş yapıp 1.000 yen'i geçip o ğün ki ürünü kapabilirsiniz:)
Japonya'da geçim zor bacım!
Böyle ürünleri takip etmedin mi geçinmek zor...
Umarım Türkiye'de de daha iyi indirimler yapılır.
A101 ile Bim iyi gibi geldi bana.
Sanki daha iyi indirimler olsa fena olmayacak :)

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Japonya'da restaurant sırası bekleme.

Yüce allah japonları yaratırken ne güzel yaratmış.
Sabırlı, saygılı, sevgi dolu insanlar.
Japon milletinden başka hangi millet bir yemek için saatlerce kuyrukta bekler?
Bir japon o yemeği yemek istiyorsa muhakkak yer :)
Önünde değil 10 kişi, 100 kişi de olsa bekler abi!
İlk kez japonya'da  gördüm  restaurant'a girmek için kuyrukda beklenildiğini.


Bazı restaurantın önünde bu gördüğünüz rezervasyon listesi var.
Zaten sıradasın birde bu listeye adını yazmanın ne anlamı var bilen var mı? :)
Arkadaş bizim için soy adını yazarken çektim.
Karşısına da kaç kişi olduğumuzu yazdı.
Ya zaten önümüzde sadece bir aile vardı öyle kalabalık değildi dükkan.
Aileyi masaya yerleştirdikten 3 dakika sonra da gelip bize seslendi çalışan.
Bence maksat gelen müşteri sayısını öğrenmek.
O gün kaç kişiye yemek verilmiş sayılıyordur o listeyle :)
Bir de seslenirken isminizle hitap etmek içinde iyi oluyor bence:)
Nakamura san douzo onegaishimasu falanlar:()

7 Temmuz 2017 Cuma

Japonların Tanabata festivali..

Bugün 7 Temmuz prenses orihime ile sığır çobanı Hikoboshi'nin buluşma günü.
Bu hikayeyi hiç duydunuz mu?
Bugün Japonya'da "Tanabata-七夕" festivali kutlanıyor. Bu festivalin diğer bir adı da " Yıldız festivali" dir.
Çin efsanelerine göre Altair ve Vega yıldızlarının birleştiği 7. Ayın 7. Gününde kutlanıyor.
Çin mitolojisinden gelme hüzünlü bir aşk hikayesi.
Çin ile birlikte bir çok asya ülkesi de bu festivali kutluyor.
Japonlar zamanla benimsemiş ve kendilerine bir festival havası vererek her yıl bu iki aşığın birleşmesini dilemek için bambu ağacı dalına elleriyle süsledikleri "Tanzaku" kağıtlarını asarak kutlamaya başlamışlar.

Kutlama tarihi çok eskilere dayanıyor.
Önceleri kyoto'daki imparatorluk ailesi kutlarmış.
Daha sonra 'Edo' döneminde halkta kutlamalara başlamış.
O zamanlar genç kızlar ve erkekler sevgilileriyle birleşmek için kutlarmış.
Günümüzde 7'den 70'e her yaşta kadın ve erkek her hangi bir dileği için bu tanzaku kağıtlarını elleriyle hazırlar okulda, iş yerinde, evde, parkta, alışveriş merkezlerinde, matsuri (panayır meydanı) bir hafta boyunca her yerde görebileceğiniz bambu ağacı dallarına dileklerini yazıp asıyorlar.


Şimdi hikayeyi ben size tam başından anlatayım.
Çin mitolojisinde "Tentei" tanrısının güzeller güzeli bir kızı varmış.
Prenses Ori hime-織姫 (dokumacı prenses) sevgili babasına güzel kumaşlar dokur, onunla babasına kıyafetler dikermiş.
Orihimenin hiç arkadaşı, dostu, sevgilisi yokmuş.
Babası da bu duruma çok üzülmüş ve kızına nehrin karşı tarafında ( japonca Amanogawa, hikayeye göre Samanyolu diye tahmin ediliyor) çok yakışıklı bir sığır çobanı Hikoboshi-彦星 ile tanıştırmak istemiş.
Prenses orihime de babasına hiç karşı gelmemiş ve nehrin karşı tarafına geçerek Hikoboshi ile tanışmış, ilk görüşte birbirlerine aşık olmuşlar
Hemen evlenmişler. Zamanla bu aşk çok büyümüş. Prenses orihime hiç kumaş dokumaz olmuş, çoban hikoboshinin sığırları cennete dağılı vermiş.
Bunu gören Vega tanrısı Tentei bu durumdan çok rahatsız olmuş.
Kızının artık kumaş dokumaması, ona kıyafetler dikmemesi hiç hoşuna gitmemiş.
Ama aşıklar da ne yapsın gözleri birbirinden başka birşey göremez, başka birşey düşünemez olmuşlar:)
Vega tanrısı Tentei kızı prenses orihime'ye bütün işleri bıraktınız bu böyle devam edemez diyip, kızına derhal nehrin diğer tarafına geçmesini emreder.
Fakat orihime ile Hikoboshi bu emire çok üzülürler. Birbirilerini çok sevdiklerini ve ayrılmak istemediklerini söylerler.
Tanrı Tentei de onlara bir söz verir.
Eğer her ikinizde eskisi gibi çalışmaya başlar, sen sığırlarını eskisi gibi güder, sende eskisi gibi bana güzel kumaşlar dokursan söz her yıl 7. Ayın 7'sinde sizi buluşturucam..
Nehrin karşısına geçip kocanla hasret gidermene izin vericem demiş.

O günden bu güne her yıl 7. Ayın 7'si olunca Çin'den yayılan şuan asyanın neredeyse tamamının kutladığı, orihime ile hikoboshinin buluşmalarını diledikleri bir festivale dönüşmüş.

Ay takvimine göre bazen tarihler değişiyormuş.
Japonya'nın bazı bölgelerinde Temmuzun 7 sinde, bazı bölgelerde Ağustosun 7 sinde kutlanıyormuş.

Japonya'da en büyük rağbet gören festival Tokyo yakınlarında, Sendai bölgesindeki "Hiratsuka" da ağustosta kutlanıyor.

4 Temmuz 2017 Salı

Japonya'da Mcdonald's part time ücretleri

Japonya'da yabancıların en rahat girebildiği tek şirket McDonald's tır.
Diğer şirketler iş görüşmesinde seni öyle bir süzer, iğnenin deliğinden geçirir ki sanki dersin mutfağa yamak degil de seo alacak herif :)
Sorar da sorar, isterde ister!
Ama bizim MC öyle değil :)
Seni iş görüşmesine çağırır.
Sabah iş görüşmesine gittiysen eğer öğleyi bulmaz işe başlarsın :))
Pek incelemez. Çalışma için herhangi vizen olması yeterli onlar için.
Birde bir bankada maaş yatırmak için hesabın olsun tamam:)
Hemen gidip pasaportunla japonya yabancı kimliğinin fotokopisini çek..
Banka hesap defterini de getir.
Bir de göçmen bürosundan çalışma izin kağıdını da bulundur (o kağıt olmadan hiç bir yerde asla çalışamazsın) hemen ertesi gün gel başla işe :)


Ah Mc ah! Ben çalışırken 3 kuruş maaş verirdin!
Ne oldu da maaşları yükseltmişsin??
Şuna bak ya saatini 930 yen'e çıkartmışlar.
Ben çalışırken saatini 850 yen'e çalışıyordum.
Gece 10'dan sonra 1.163 yen yapmışlar :)
Bence bu sizler için en iyi fırsat.
Çalışmak için okul, eş vizeniz varsa hemen başvurun derim :)
Ben 4 sene çalıştım mcdonald's da.
Çok rahat bir iş. Helede mutfak kısmı en rahatı.
Kasiyerlik zahmetli. Kasaya bakıyorsun, çöp sana ait, masaların temizliği, kapısı, pacası bir de 2-3 katlıysa vay halinize :)
Günlük o katları 200 kez iner çıkarsınız :)
Her gelen sipariş için koşturur durursun.