31 Ocak 2017 Salı

Japon tarzı ilginç ilif/Kese..

İlk bakışta birşeye benzemeyen, bu kadın bize ne tanıtıyor böyle diyeceğiniz, ama benim için en değerli parçam ilif/kesemi tanıtıcam size :))
100 yen Shop'ta banyo reyonunda çeşit çeşit bulunan bu ilif keseler cidden harika birşey.
İki işi bir arada yapıyorsunuz ;)
İliflenirken bir taraftan da ölü hücrelerden sert özelliğiyle kurtuluyorsunuz..
1 metre olarak paket içinde sadece 100 yen'e maal olan bir güzellik seti.
Geçen yaz bu ilif kesemle ilginç bir anım oldu :p
Bursa/İnegöl/oylat kaplıcalarına gittik 3-4 günlüğüne. Gidenler bilir nasıl bir yer olduğunu.
Havuz ve aslan ağzına girmeden önce vücut temizliği yapma zorluğu vardır.
Ben nereye, bu ilifimde oraya gider. Yatıya gittiğim yere taşırım :)


Bir kenarda bunu kullanırken sol tarafımdan doğru bir bayan acıtmıyormu o? diye sordu.
Ama bana sorduğunu düşünmedim..
Bir kadına baktım, bir sağıma, bir soluma baktım kimse yok.
Bana mı sordunuz diye sordum. Kadın evet size sordum o patates çuvalı acıtmıyormu canınızı diye sorusunu tekrarladı ;))
Bende haaa yok bu patates çuvalı değil! Bildiğiniz ilif/kese dedim..
Hemen aldı eline baktı aaaa bende size bakıp duruyorum nasıl acıtmıyormu acaba diye düşünüyordum dedi:)
Dedim yok yurtdışından aldım hem ilifliyor hem keseliyor dedim.
İnşallah Türkiye'de de satılır çok güzel birşeymiş diye geri verdi..
Keşke kullanılmamış yedeğim olsaydı da bayana hediye edebilseydim :((
Yarıya kesip yarısını valizde tutuyordum. Kısmet işi bu işler..
100 yen shoplarda öyle şeylerle karşılaşıyorsunuz ki çok incelemeyince veya ayrıntıyı bilmeyince farkedemiyorsunuz.
Bir dahaki gidişinizde kesinlikle banyo reyonunda bir inceleyin derim.
Sertlik ve yumuşaklık dereceleri vardır.
Cildi kalın olanlar daha sertini, cildi hassas olanlar daha yumuşağını tercih etsin.
Paketini atmışım bir dahaki alışımda paket haliyle gösteririm.

28 Ocak 2017 Cumartesi

Japonya'da resmi çalışma saatleri.

Japonlar iş kolik bir millet. Çalışma saatleri çok uzun.
Sabah 6 da evden çıkıyorlar sokaklar kapkaranlık. Akşam 7 de eve dönüyorlar sokaklar yine kapkaranlık.
Adamlar gün yüzünü öğlen arası yarım saat görüyorlar.
Ofis ve camı olan bir yerde çalışıyorsa şuan gündüz mü? Gece mı anlıyorlar.
Ama fabrikada çalışıyorlarsa ve dört duvar arasında günü asla göremiyorlar :(
En şanslıları devlet memurlarıdır. Bir çok mesaj ve arama motorlarında japonya'daki resmi daireler ve özel işyerlerinin sabah açılış, akşam kapanış saatleri sorulmuş.
Aklıma gelenleri liste halinde ekledim. Umarım gözümden kaçırmış birşey yoktur :)
Varsa sorun ekleyeyim. Ama şahıs veya özel şirketlerin çalışma saatlerini bilemem.


Belediye daireleri sabah 8:30 , öğleden sonra 17:00 arası çalışıyorlar.
Cumartesi, pazar ve resmi tatillerde kapalıdır.. Yılbaşı 5 gün kapalıdır.

Polis departmanına günün 24 saati gidebilirsiniz :)
Cumartesiz pazar ve resmi tatillerde bile açıktır.

Okullar sabah 8:00 , akşam 19:00 arası açıktır..
Cumartesi açıktır. Pazar ve resmi tatillerde kapalıdır.. Yılbaşı 5 gün kapalıdır.

Alışveriş merkezleri sabah 10:00 , akşam 22:00 arası açıktır..
Cumartesi, pazar, resmi tatillerde açıktır..
( Kapalı çarşıları , Bic camera , Yamada denki , sofmap , Takashiyama , Daimaru )

Postaneler sabah 9:00 , akşam 19:00 arasıdır.
Cumartesi sabah 9:00 , öğleden sonra 15:00 arasıdır.
Resmi tatillerde kapalıdır. Yılbaşında 5 gün kapalıdır.

Bankalar sabah 9:00 , öğleden sonra 15:00 arasıdır.
Cumartesi, pazar, resmi tatillerde kapalıdır. Yılbaşı 5 gün. 5/3~5 arası üç gün kapalıdır.
ATM pazar hariç sabah 7:00 ,  gece 24:00 arasıdır. Pazar günü sabah 7:00 , gece 21:00 arası.

USJ (Universal stüdyoları) hafta içi sabah 9:00 , akşam 20:00 arasıdır.
Hafta içi veya sonu, sabahları aynı saat fakat ay'a ve gün'e göre kapanışları farklıdır..

Hastane ve klinik saatleri çok farklıdır.. Bir hastane sabah 8:00 de başlar diğeri 8:30 da bir diğeriyse 9:00 da başlar. Hastane ve klinikleri öğle molası uzun verir.
Örneğin sabah 8:30 ~ 12:30 arası. Öğle molası 12:30 ~ 15:00 arası veya 12:30 ~17:00 arası olabiliyor. Bir sonraki yazımda hastane çalışma günü ve saatini anlatan bir yazım olacak.
Oradan öğrenebilirsiniz.
15:00 veya 17:00 sonrası akşam 19:00 a kadardır tüm hastane ve klinikler..
Özel sirketler, tiyatro, gösteri merkezleri sabah 8:00 akşam 17:00 arasıdır.

Bu bilgiler, büyük şehirlere, küçük kasabalara, saat farkı olan yerlere göre değişebilir.

27 Ocak 2017 Cuma

Japonların pilav pişirme makinesi..

Japon mutfakların vazgeçilmezi, olmazsa olmazısı, o bir baş tacı:)
Zengin, fakir her japon evinin %99.9 olan bir alettir. O olmadan lezzetli bir "Shiro gohan-白ご飯" japon pilavı yapılamaz. Çünkü tencerede yağsız, tuzsuz hafif lapa pilavı herkes tutturamaz.. 50 sene öncesine kadar yokmuş bu alet. O yüzden 50 yaş üzeri japon nineler bu makine olmasada tencerede bile leziz shiro gohanımı yaparım der :)
Ciddende harika! Tencerede de beyaz japon pilavı oluyormuş..
Tecrübe edinerek konuşuyoruz canım:)
Ama gençler kesinlikle bu makine olmadan yapamıyor, yaşayamıyor..
Sadece japonlar mı? Yooo biz yabancılar da bu makineyi kullanıyoruz..
Bulaşıcı birşey mi anlamadım doğrusu. Sanki bizde pilav yokta yeni öğrendiğimiz için beceremiyormuşuz gibi evi kurarken ilk aldığımız eşya bu oluyor hehehe
3-5 senede bir bozulan birşey olduğu için sanırım 4 veya 5. Makinem şuan ki..
Ha sadece bu eve değil! Türkiye'ye bile japonya içi 4 bin yene 2. El alacağım fiyatın kaç katı ödeyerek 28 bin yene 220 V ~ olanını alıp evime koydum bile :))


Hemde Japonya içi olanının en iyisini aldım.
10 litrelik
Pilav
Kek
Buharda pişirme özelliği
Ve en önemlisi de japon malı Panasonic olması onca parayı verdiğime deydi.
Denedim, kullandım tr'de. Çünkü yurtdışı olan aletler japonya'da çalışmıyor.
Japonya için 110 V~ olanlarda yurt dışında çalışmıyor. Aralarında yarı yarıya wolt farkı var.
Sizlere pahalı gelebilir ama japon markaları güvenli olduğu için dönmeden bir bakıp düşünün derim. Cidden aldığınıza asla pişman olmayacaksınız.
Üzerinde İngilizce yazdığı için zor gelmeyecektir.
Bir ara internet üzerinden baktığımda 'Simbo' markası da çıkarmış Türkiye'de..
Onunda bayağı bir özelliği olduğunu gördüm. İmkânınız varsa bir inceleyin derim.
Ben evde sadece japon pilavı yapmıyorum..
Japon yemeğiyse japon pilavı, Türk yemeği varsa türk pilavı yapıyorum evde..
Japon makinesinde nasıl türk pilavı olur diye merak edenlere tarifim aşağıdadır :))
Türkiye'de, türk pirinciyle japon pilavını yapmanızın imkanı yok..
Görüntü benziyor fakat tadı kesinlikle farklı oluyor. Denedim ve gördüm..
Bim'de japon pirinci satılıyordu ama 250 gr. Birşey 5 milyon kadardı.
Olsun canım derseniz onunla deneyin derim :)

Japon pilav makinesinde Türk pilavı yapılışı
Pirincimizi yıkıyoruz. Pirince göre değiştiği için bire bir mi yoksa bire bir buçukmu ona göre su koyalım. Çok yumuşak olmayacak seviyede, türk pilavı gibi olsun.
İstanbul'da aldığım pirinç bire bir di. Onu var sayarak bir kase pirinç, bir kase su koyalım makineye. Küçük bir tava da yağ ısıtalım. Sıvı veya tereyağ her zaman ne kullanıyorsak.
Isınan yağın içine şehriye atalım. Hafif kızarıp, ılınınca makineye koyduğumuz pirincin üzerine katıyoruz. Sevdiğiniz kadar tuz serpiyoruz ve makine içinde karıştırıyoruz.
Hepsi bu kadar :) kapağı kapatıp düğmeye basıyoruz.. Klasik japon pilavı yaptığımız ayarda pişirme ayarını seçiyoruz. Alın size 5 dakikada, makineyle türk pilavı:)
Kavurma olmuyor. O yüzden sizin yaptığınız gibi yarım saat pirinci yağda kavurup, içi dışı çok yağlı bir pilav çıkmıyor tabiki.
Hafif yağlı ama kavrulmuş türk pilavına bire bir benzeyen bir pilavımız oluyor :)

26 Ocak 2017 Perşembe

Japon yumurta kızartması Tamagoyaki...

Bir kaç önceki paylaşımımda tamagoyaki tavasını tanıtmıştım.
Sağolsun takipçilerim tavadan çok, yumurtanın pişirilme şekline odaklanıp illa tarifi isteriz diye facebook ve instagram'dan mesajlar gönderdiler. Ama tavası da ilginç değilmiydi ya?:)
Japonların günde üç öğün yedikleri, yemekten bıkmadıkları çok leziz olan bu yumurta pişirmeye "Tamagoyaki-卵焼き" ( yumurta kızartması ) diyorlar.
Bizim yumurtaya yağ dan başka birşey koymuyoruz (çeşitlerinden bahsetmiyorum :p)

Ama Japonlar kendi yemek kültürlerinin besinleri olan
Soya sosu 醤油
Kurutulmuş balık suyu tozu 出汁
Japon yemeklik içkisi 酒
Mirin dedikleri alkollü sos みりん katıyorlar.
Aynı bizdeki gibi her bölgenin bir pişirme şekli vardır.
Kimisi sadece balık tozu, tuz, şeker, su, yumurta koyuyor.
Kimisi de japon içkisi, soya sosu, mirin ve yumurtayla yapıyor.
Farklı farklı kişilerden farklı tarifler alarak ve mâlesef alkol kullanmadığım için size vereceğim tarifte Mirin ve japon içkisi olmayacak.
Fakat sakınmayanlar evlerinde varsa su yerine mirin veya içki katabilir.

Yazı olarak malzemeleri ve tarifi vericem. Video ilede sıralamasıyla nasıl birşeye benzediğini göstericem. Bence önce videoyu izleyin ki neyi ne kadar koyacağınızı, tavayı nasıl yağlayacağınızı, pişirmeye nasıl başlayıp, nasıl bitireceğizi ve en son neye benzeyeceğini kafamızda bir fikir edinmiş olacağız.. Haydi başlıyoruz canlarım :)


Malzemeler
3 yumurta
1 tatlı kaşığı soya sosu  (her markette çok rahat bulunuyor.)
1 çay kaşığı balık tozu (Yoksa sebzeli tavuk veya balık suyundan 1 yemek kaşığı)
1 yemek kaşığı su
1 tatlı kaşığı şeker
1 cimcik tuz  (soya sosu çok tuzludur.eger yumurta tuzsuz geldiyse az daha tuz atabilirsiniz veya soya sosunu 1 yemek kaşığına çıkarabilirsiniz.)
------------------------------
1 tatlı kaşığı japon içkisi (alkollü olduğu için sakınmayan koyabilir. İsteğe bağlı)
1 tatlı kaşığı mirin  (alkollü olduğu için sakınmayan koyabilir. İsteğe bağlı)

Yapılışı
Yazıyı tamamen okuyana kadar bekle canım:) Çünkü bir kaç önerim olacak.
Malzemelerimde her hangi birşey yazmadım ama bu sizin hayal gücünüze bağlı.
Örneğin:1 tane taze soğan doğrayıp çırpılmış yumurtaya katabilirsiniz. Tavanın ilk katına dökülen yumurtaya, tavanın ucunda bir örgü peyniri koyup katlayabilirsiniz. Japonların en çok kullandığı yengeç koyup katlayabilirsiniz veya çok azıcık ıspanak doğrayıp yumurtaya katıp karıştırabilirsiniz..
Yani sadesi de çok güzel oluyor, damak tadınıza göre bir malzemeden çok azıcık katmakta.

İlk önce malzemelerimizi topluyoruz:) 3 yumurta sığacak büyüklükte bir kase bulun:)
Yapışmaz yumurta tavası (kare olmalı ama mâlesef Türkiye'de satılmadığı için yuvarlak tavada da olur. Biraz marifet isteyen bir iş olacak :)
Küçük bir tabağa sıvı yağ koyuyoruz. Bir mutfak peçetesi, varsa hashi yoksa küçük maşa.
Tavaya direk yağ koymuyoruz. Peçeteyi yağa bandırıp tavaya sürerek yağlıyoruz.
Yumurtaları kaseye kırıyoruz. Hashiyle veya çırpacakla omlet yapar gibi iyice çırpıyoruz.
Yumurtanın beyazı tamamen ölmeli. Sonra tüm malzemeleri yumurtaya katıyoruz.
Çok az da birlikte çırpıyoruz. Çünkü malzemelerin özü gitmemesi gerek.
Tavanın altını orta ateşte yakalım. Peçeteyi dürüp yağa batırıyoruz. Hashi veya küçük maşayla tavayı yağlıyoruz. Aynı krep yapar gibi azar azar 3-4 kerede pişirecek kadar göz kararı küçük bir kepçeyle tavaya yumurtayı bir kat döküyoruz..
Tavayı ince bir kat tamamen sarana kadar yumurtayı yayın..
Eğer yumurta göz göz oluştuysa üzerine basıp havasını alın..
Çok ince bir kat olduğu için 30 saniye kadar ateşte tutup tavanın kulp tarafı değilde diğer ucundan doğru, kulp tarafına kat kat yapıp getirin.
Katlama da zorlanıyorsanız plastik spatula ile de katlayabilirsiniz.
Tavanın açılan tabanına yine yağ sürüp katlandığımız yumurtayı tekrar öbür uca doğru sürükleyin. Bu sefer de kulp tarafına doğru açılan yere yağ sürüp yine bir kepçe kadar yumurta dökün. Yine tavaya yayın. Hatta pişen yumurtanın altına doğru da yayın ki çabuk kalınlaşsın. Tekrar ucdan doğru katlaya katlaya getirin.
Tekrar bir o ucu, bir bu ucu yağlayarak yumurtayı geri uca gönderin.
Kasede ki yumurta bitene kadar bunu tekrarlayın..
Eğer kalınlığı yeterliyse 3 yumurta iyi. Daha kalın istiyorsanız yumurtaları ve malzemeleri göz kararı çoğaltın. Şeklinden memnun kalmadıysanız sushi için olan bambu sarma ile yoksa spatula ile şekillendirip servis edebilirsiniz.
Her insanın damak tadı farklı olabilir. Biraz daha tatlı olsun isterseniz şekeri artırabilir, daha tuzsuz isterseniz tuz koymayabilirsiniz .. Afiyet olsun..

24 Ocak 2017 Salı

Japonların tek tekerlekli bisiklet eğitimleri..

Türkiye'de de varmı bilmiyorum, görmedim ama japonya'daki ilk okullarda öyle ilginç bir eğitim sistemi var ki bu da ne? Niçin bu eğitim veriliyor dediğim birşeydir bu tek tekerlekli denge eğitimi.. Japonca adı "İchirinsha-一輪車" tek tekerlekli bisiklet..
Japon anaokul ve kreşlerde çocuklara 2 yaşından itibaren bisiklet sürme eğitimi veriliyor.
Çocuklar daha çok küçük olduğu için bu bisikletler 3 tekerlekli oluyor.
2 yaşından 6 yaşına kadar bir çocuk sokakta, anne ve babasının peşinden tek başına kendi bisikletiyle gidebilme yeteneği kazandırılıyor.
Çünkü anne ve babada asla yürümez:) Japon ailesinde her bireyin bir bisikleti vardır.
Bu 2 yaşındaki bir çocuk veya 90 yaşındaki bir yaşlı farketmez.
Yakın mesafelerde çocuk tek başına sürer.
Caddeye veya uzak mesafeli bir yere gidilecekse anne arka koltuğuna koyup götürür.


Çocuk ilkokul 1. Sınıf olduktan sonra tek tekerlekli ichirinsha ile tanışır.
Japon ilk okulları 6 yıllıktır. Bu 6 yıl boyunca çocuk bu tek tekerlekli bisikleti öğrenir ve profesyonel bir binici olana kadar tam bir eğitim alır.
İchirinshaların öğrenme nedeni tek başına denge sağlamak ve grub halinde el ele tutuşup insanlara olan güven testini ölçmektir.
El ele tutuşup düşmeden, düşürmeden belirli bir süre sürmek amaçları.
Düşecek biri varsa bu kişi kendi olmalı. Asla başkasının düşmesine izin verilmez.
Dostluk ve güven budur işte!

Undouka dedikleri gençlik ve spor Bayramı'nda ilk okul çocukları bu bisikletlerle yarıştırıyorlar. Bir uçtan öbür uca kadar en hızlı kim gidecek.
Grup halinde denge ve güven testi yaptırılıyor. Bir kişi bisikleti sürenin omuzuna biniyor diğer grubun omuzundaki çocuğun başındaki şapkayı önce kim kapacak oyunu oynanıyor:)
Değişik ve eğlenceli bir oyun. Hani denizde yapılıyor ya.
İki kişi omuzlara oturtuluyor da kim önce onu devirecek diye oyunlar kuruluyor.
Buda onun aynısı sadece başından şapka kapmaca oluyor :)

Japonlar çocuklarını 2 yaşında sosyal yetiştiriyor. Kendine güven, çevreye güven nasıl olur küçük yaşlarda öğretiyorlar..
Videodaki ceketli kızlardan biri benim kızım, diğeri de Türk arkadaşı.
Diğer ikisi de japon arkadaşları. Türklerle Japonların güven testi oyun videosu.
Şimdi gözü kapalı elleri havalı tek başına okulun bahçesinde dolaşabiliyor :)

21 Ocak 2017 Cumartesi

Japonya'da memur olmak..

Japonya'da üniversite okuma oranı %80 lerde. O kadar çok üniversiteli varki sokaklarda ellerinde çanta, çekmiş takımları ordan oraya iş görüşmesine giden gençlerle dolu.
İş bulma kurumları okumuş, henüz mesleğini eline alamamış insanlarla dolup taşmış.
Sanırım okuduğu bölüme göre iş bulma oranı da değişiyor.
Bazıları direk mezun olur olmaz bildiğiniz büyük şirketler olan "Toyota, Mazda, Mitsubishi, Honda" gibi şirketlerde iş buluyor. Bulamayanlar da kendi imkanlarıyla veya iş bulma kurumlarından düşük ücret, uzun mesaili işler buluyor.
Japonya'da iş bulmak zor değil! Zor olan yüksek maaş, az mesaili o güzel işleri bulmak :)
Bir nevi şans meselesi bu işler :) tanıdığım 10 insandan 6 sı hemşire, 2 si öğretmen, diğerleri ofis işi yapıyor. Ne kadar çok hemşire çıkıyor karşıma şaşırıyorum valla :))
Birde japonyada çok fazla huzur evinde çalışan insanla karşılaşıyorum.
Yaşlı nüfusu tavan yapmış bir ülkede şuan en rabet görülen bir meslek..
İster 3-5 üniversite oku. Ama en yüksek maaşı huzur evi bakıcıları ve hemşireleri alıyor.
Günlüğü 15 bin yen'miş (450 TL)..
Yakın bir japon arkadaşım 35 yaşından sonra 4 yıl boyunca bakıcı hemşire okuluna gitti ve şuan bakıcı hemşire olarak çalışıyor. İki çocuğu doğurdu büyüttü kendine yeni bir meslek edindi kadın cağız. Günlük 15 bin yen aldığını o söyledi :)


Neysem memurlar diyorduk :) Belediye'ye gidiyorum adamlar kapıda karşılıyor.
Size eşlik edip istediğiniz yere götürüyor. Sabah 8:30 dan akşam 17:00 ye kadar bir kere öğlen yemek molasında soluk alıyor. Masa başı iş yapmıyorsa oturması bile yasak..
Bizim ülkede belediye'ye git, elinde telefon düşmüyor. Bir soru soracaksın sanarsın kendisi belediye başkanı. Seni kaale bile almıyor. Canı isterse cevap veriyor!
Japon belediyesine girin, gireceğiniz gişeye gelin, siz asansörden inerken ayağa kalkıp elini önüne bağlayıp hoşgeldiniz diye eğiliyor.
Bir soruya cevap vermeyi bırak, ince anlatıma geçiyor..

Öğretmenler, sabah 7 de okulda oluyor. Öğrenciler 8 de okula geliyor.
Öğretmenler öğrencilerden önce okula gelip öğrencileri kapıda karşılıyor.
Her gün müdür veya müdür yardımcısı ve iki öğretmen okula en uzak çocuğun evinden itibaren bisikletle yollarda, caddelerde çocukları güvenli bir biçimde okula gelmesini sağlıyor.
Japon okullarında sabahcı, akşamcı yok. Sabah 8:00, öğleden sonra 15:00 arası dersler.
Öğretmen, 3'te işim bitti diye çıkıp gidemez! Mesai sabah 7 akşam 7 dir..
Pazartesi den cumartesine kadar okulda. Bir tek pazar günleri tatil.
O da çoğu okul gösterisi gibi etkinlikler yüzünden pazar gününü bile okulda geçiriyorlar..

Hemşireler, hiç eve gelmiyorlar desek yeridir :)) Neredeyse haftanın 7 günü, 12 saat çalışıyor.
Çalıştıkları hastanenin ününe ve büyüklüğüne göre değişiyor.
Doktorlar iş kolik. Birde özel klinikse ne kadar hasta o kadar para demek :)
Bu aç gözlü doktorlar yüzünden hemşirelerde evlerinin yolunu bulamıyorlar:)

Ofis çalışanları, en vahim olanlar!  En çok mesai yapan kesim..
Hırslı patronlar yüzünden mesaikolik olmuş bir millet.
Evimin tam karşısındaki ofis kulelerin ışıkları 7/24 açık.
Hiç sönmüyor diyecek kadar diyebilirim. Ne zaman uyuyorlar çok merak ediyorum? :)
Hani hemşire, öğretmen belirli mesai saatleri var. Evlerine gidebiliyor ama ofis çalışanlarına Allah yardım etsin! Çoğu büyük şirketler ya devlete yada yarı devlete ait olduğu için memur sıfatından haftanın 5 günü çalışıyorlar.
Şirketlerin çalışma saatleri farklıdır. Sabah 9:00~18:00 olanı da var.8:30~20:00 arası olanıda.
Ama bu klasik, kağıt üzerinde olan saat dilimi :) 'Mesai' dedikleri 'Zangyou' çok fazla.
Eski Türk filmlerinde, dizilerde kazak ören, okey oynayan, PC den kağıt falı bakanlar vardı.
Hala varmı acaba bilmiyorum ama o rahatlık hala var bunu çok iyi biliyorum :)
Japonlar 63-67 yaşında emekli olana kadar ömürleri işyerinde geçiyor.
Yılda sadece bir hafta yıllık izinleri oluyor. O bir haftada da tatile al acele gidip geliyorlar.
Ömürleri uzun ama tadına varamıyorlar. Japonya'da memur olmak zor..

19 Ocak 2017 Perşembe

Fuji san..

Hava'da bile ne kadar güzel gözüküyorsun "Fuji san-富士山"..
Japonya'nın bir nevi tek taşı, gözdesi, gülü o :)
Şiiiiitt susun şuan uyuyan bir güzellik var karşınızda:p
Ama bu güzellik uyanırsa gördüğünüz eteklerindeki tüm şehirleri, kasabaları, köyleri yutup yiyecek:(
Japonlar Fuji dağına aşık, hayran, ölüyorlar bu güzelliğe.
Her japon ölmeden önce bir kere olsun yanar dağın zirvesine çıkmak ister.
Fuji dağına çıkmak, japonlar arasında bir güç gösterisi gibi birşey :)
Ben Fuji dağına çıkmış insanım diye övünürler.
Yanar dağa tırmanmak ne kadar akıl işi bilemem:))
Çevresinde ki şehirlerden gerçekten de muhteşem bir manzarası var..
Japonya, büssürü tehlikeli yanar dağlarla dolu bir ülke.
Eski yapı yangınları ve tsunamiden sonra Japonya'da oluşan en büyük doğal afettir.
Allah uyandırmasın inşallah bu uyuyanları :(
Bir, iki sene önce şehri hatırlayamadım şuan ama, yanar dağa tırmanırken volkan patladı ve onlarca insan yanar dağ eteklerinde hayatını kaybetmişti :((


18 Ocak 2017 Çarşamba

Japonya'nın kulak temizleme terapi evleri..

Dünya'da ne meslekler var. Bazen çalıştığımız meslekleri beğenmez, tiksiniriz.
Ama aslında beterin beteride olduğunu unutmayalım..
Bu yazımda dünyada başka hangi ülkede var bu meslek bilmiyorum ama ilginç bir meslekten bahsetmek istedim. Ilk gördüğüm tabela da hadi canım! Bu gerçekmi demiştim :)
Ama doğruymuş..

Bu abimiz ne eşinin, nede anasının dizleri üzerine yatmamış :)
Kadın erkeği, erkekde kadını tanımıyor. Ama nedir bu samimiyet peki diyebilirsiniz :)
Japonya'nın her şehrinde, her semtinde bolca bulabileceğiniz bir diz üstü kulak temizleme terapi merkezi.
Zamanımızda modern estetik merkezlerine alışığızda japonların bu ilginç terapi merkezlerini ilkkez duymuş olabilirsiniz. Japonya'ya gelmiş birisine kesin denk gelmiştir bu tür yerlerin tabelaları. İçeri girip kulak temizlettirenlere duyuru deneyimlerinizi bu yazı altında paylaşmanızı isteriz ;)
Japoncası "Mimi souji-耳そうじ" kulak temizleme deniliyor. Tabelalarda kısaca bunu yazar.
Bu tür evlere de "Hiza Makura Mimi kaki ten-ひざまくら耳かき店" diz üstünde kulak temizleme merkezi diye geçiyor.
Genel müşterileri; eşi, sevgilisi olmayan erkekler. Yoğun bir iş dönüşü veya hafta sonu tatilini birinin dizleri üzerinde rahatlamak için uğradıkları 20 dakikası 2.000 yen (60 TL) olan bir yer.
Çalışanları genelde 18-30 yaş arası güzel düzgün fizikli bayanlar oluyor.
Fizik ve güzellik önemli bu tür yerlerde çalışmak için. Yaşlı bayanları almıyorlar :)
Bayanlar yukata veya hizmetçi kıyafeti giyiyor.
Sanırım bir Geisha veya hizmetçi rolüne girmek için.
İlk bakışta genel ev görüntüsü yaşatıyor insanlara ama burası normal bir işyeri:p
Kadın müşterileri de var. Kadınlar girmez diye birşey yok tabiki :)


4 metre karelik küçük odalara ayrılmış bu evlerde kadın yerde diz üzerine oturuyor. Müşteriside kadının dizinin üzerine başını koyup, yüzü örtülü olarak 20 dakika yatıyor.
Dizideki manikür, petikür yapan kadınlar hep işinden tiksiniyor ya birde gelin bu işi yapın da görelim:)) Tanımadığın bir adamın pis kulaklarını temizleyeceksin.
Japonya'da bu tür yerlerde çalışma saati ücretleri çok yüksek.
Saati 1000-1500 bin yen (30-45 TL) arası:)
Günlük en az 8 saat çalıştığınızı düşünün :) Ama midesi kaldırana.
Böyle bir yerde çalışsam eşim silahla kovalardı kesin beni:p
Japon anime tutkunları görmüştür çizgi filmlerde bu tür sahneleri.
Ha birde rahatlatmak için harika  masaj yapıyorlar :) Sanırım ekstra ücret karşılığında?

Osaka nambaya gelenler 'Douguya suji' çarşısının hemen başında bulabilirsiniz :)
Bulamayanlar mimi souji ya doko desuka? diye kısaca bir soruşturun :p

17 Ocak 2017 Salı

Kobe depreminin 22. yıldönümü..

1. Ayın 17'si Japonya'nın en büyük depremlerden biri olan "Kobe depremi"nin 22. Yıl dönümü. Dün gece saat tam 5:46 da bambu ağaçlarının içine mumlar yakıldı.
Depremde yakınlarını kaybedenler bir araya toplandı.
1995 de kobe'nin kuzeyi tamamen yok olmuş. 7.3 olan depremde hayatını 5 binin üzerinde insan kaybetmiş :( Aslında bu ölenlerin çoğu depremden değil de depremde çıkan yangında ölmüş:( Kansai bölgesinin en büyük depremi olmuş bu güne denk.
Japonya gibi ekonomi devi bir ülkeyi hep bir afet yıkıyor.
Ama her zaman 1 haftada ayağa kalkmayı başarıyorlar.. Adamların ülkesinde yok yok. Tsunami, volkanik dağlar, eski yapılar yüzünden en büyük yangınlar.
Biri bitiyor öbürü başlıyor. Geldim geleli her iki günde bir 1 doğal afet oluyor.
Ve hala bizim ülkemizden çok çok düşük vergi (%8) ile yürütülüyor bu ülke.
Şimdi o tamamen sıfırdan kurulan şehir zenginlerin en çok oturduğu bölge olmuş.
Birisi Kobe 'Ashiya' da oturuyorum diyince hemen Ooo diyor insanlar..


O kadar çok gelişmiş ve güzelleşmiş bir yer yani.
Kobeli eşiniz, dostunuz varsa bir selam verip hal hatır sorun bugün.
Bizim Marmara depremiyle aynı dönemlerde olmuş:(
Kobeyi çok seviyorum. Japonya'nın Bursa'sı diyorum.
Aynı Bursa'ya benzeyen Uludağ'a çıkar gibi teleferiği var, İnegöl oylat gibi orman içinde kaplıcası var, sahil şehri vs.. Osaka ile bitişik şehir..
Dağların tam ortasında dümdüz bir ova üzerine kurulmuş.
Kobe'nin bir ucundan, diğer ucunu rahatlıkla görebiliyorsunuz:)
Şehrin eteklerinden yukarıya teleferikle çıkıyorsunuz. Sanki Uludağ'a çıkar gibi..
Teleferikle yukarı çıkarken tüm şehir ayaklarının altına seriliyor.
Osaka'dan çok çok güzel bir şehir bence. Önü deniz, arkası orman ikisi bir arada :)
Osaka ile Kobe aynı İstanbul, bandırma gibi bir deniz var arada.
Tek fark iki şehir arasında trenle 45 dakikalık mesafede :)
Bandırma ile İstanbul arası en az 2-3 saat sanırım??

15 Ocak 2017 Pazar

Japonların Alaturka tuvaletleri..

Japonya diyince akla robotlar, bilimde tavan yapmış bir ülke, zenginlik, çizgi filmlerdeki rüya gibi bir yaşam göz önüne geliyor ama Japonya'da hala biz Türkler gibi 50 yıl öncesinden beri kullanılan alaturka eşyalar bulabilirsiniz:)
Japonların tuvaletlerin hepsi akıllı klozetli, yerden ısıtmalı, masajlı su fıskiyesi yok:))
Japonlar'da biz Türkler gibi hala yer tuvaleti kullanıyor.
50 yaşından büyük eski evlerde hala alaturka tuvalet bulabilirsiniz.
Bazıları değiştirmişler ama gittiğim çok eski tarihi evlerde yer tuvaletiyle karşılaştım.
AVM'ler de muhakkak bir tane alaturka yer tuvaleti bulunur.
Avm'nin her katında 5-6 tane wc kabini vardır.
Bu kabinlerin üzerlerinde tuvalet resmi yapıştırılmış.
Alafranga mı? Alaturka mı? Bu resimlerden anlıyorsunuz.
Tren istasyonların %90 nında yer tuvaleti var. 4 tane tuvalet kabini varsa ikisi alaturka, ikisi de alafranga oluyor.


Bence çok iyi birşey bu.
Çünkü bir istasyondan günlük en az 2 milyon insan gelip geçiyor.
Bunlardan en az 500'ün kullandığı klozeti kullanmayı asla düşünemem.
Eski japon restaurantların %70'i hala yer tuvaleti kullanıyor.
Bizim alaturka tuvaletinde ki gibi yanında taharet musluğuda maşrafası da yok :)
Anlayacağınız taharet kültürüde yok.. Bol bol tuvalet peçetesi bulunur bak:p
Oturuş şekli bizimkinden farklıdır. Bizimkinin tam tersine oturuyorsunuz.
Yüzünüz duvar tarafına dönük olmalı.
Duvarda bulunan tank vakumlu olduğu için tertemiz yapıyor tuvaleti :)
Ters otururum da benden bir iz kalır diye korkmayın.
Sizden hiç birşey kalmıyor tazikli su sayesinde :)
Bu eski alaturka tuvaletlerin yerleri de taştan oluyor. Kayma riski olmasın diye.
Birde yerden 30 santim kadar yüksekte kalıyor. Yere oturmak için değildir herhalde?
Şaka şaka sakın öyle sanmayın içine düşersiniz haa :))

14 Ocak 2017 Cumartesi

Kyoto'nun insan gücü faytonları..

Kendimi bildim bileli bir İstanbullu olarak hep büyük adadaki faytonu çeken atlar için eziyet çektiklerini sürekli dile getiriyorlardı.
Bir at ile bir insanın gücünü karşılaştırabilirsiniz?
İki at 4 kişiyi çekerken, 1 insan 2 büyük ile 2 çocuğu aynı anda yarım saat gezdiriyor.
150-200 kiloluk bir atın 50 kiloluk bir insanı taşıması normal de, 60 kiloluk bir insanın 60+60 iki insanı nasıl taşıyıp götürebiliyor aklım ermiyor..
Cidden büyük bir emek var bu işin içinde. Ücretleri ciddi yüksek ama hak ediyorlar!
Japonya'nın Kyoto şehrinin "Arashiyama" da bu tip insan faytonları var.
Japoncası "Jinrikisha-人力車" dır. 30 dakikası 5 bin yen (150 TL) idi benim sorduğum kişi.
Pazarlık da yapılıyor çok isterseniz. Ama benim yüreğim de, cebim de el vermedi :)


Bin yıldır sürdürüle gelen bu insan gücü faytonları bir kaç şehirde de bulabilirsiniz.
Örneğin: Tokyo'nun asakusa semtinde var. Ama Tokyo düz ayak bir şehir.
Kyoto düzlük bir alan üzerine kurulmamış. Aynı İstanbul gibi bayırlı, tepeli bir şehir :)
İstanbul'a 7 tepe diyorlar da vallahi billahi yalan :) En az 70 tepesi olduğuna imzamı atarım:)
Bu adam cağızlar da iki kişiyi hatta çocuklu aileleri 3-4 kişiyi ayak gücüyle gezdiriyor.
Arashiyama en azından düz ayak sırf oradakiler şanslı.
Kyoto merkezindekilerin Allah yardımcısı olsun.. Dik yokuş yukarı çıkışlarını görmeniz gerek!
Bir de 3-4 kişi olan arabasını sırtına dayayıp, topuklarıyla yokuş aşağı inişleri yokmu :(
Instagram sayfamdanda ( @osakaninmuhtari )paylaştım bu resimi.
Fotoğraf altına, japonca adını hastagla girdiğim için farklı resimlerini de görebilirsiniz.

13 Ocak 2017 Cuma

Japonların en çok kullandığı yağ rado nedir?

Japonya'ya ilk geldiğimde ne helâli, ne haramı bilirdim.
Ha tamam domuz yemiyoruz, alkol kullanmıyoruz bunu biliyordum ama yediğimiz ürünlerde katkı malzemesi var mıydı? temiz miydi bilmeden yaşadık türkiye'de..
Müslüman ülkesinde insanın hiç aklına gelmeyen bir şeydir bu helal/haram içerik.
Yurtdışında bu sorunla karşılaşmayan (sakınan) müslüman yoktur diye düşünüyorum..
Ben ilk kez japonya'da tanıştım bu sorunla.
Tanışmadan önce domuz etinide yedim, alkollü tatlısını da yedim.
Bilerek mi ? haşa! Bilmeyerek yediğim etin domuz eti olduğunu iki lokmadan sonra anladım.
Yediğim onlarca çikolatanın içinde alkol olduğunu benden daha koyu müslüman dostlarımdan öğrendim.
Yani anlayacağınız tüm bu bilgileri tecrübe ede ede kazandım!
Allah af etsin..
Beni bunca yıl zorlayan en büyük düşmanım domuz yağıdır..
Neredeyse her hamur işlerinde kullanıyorlar..
Özellikle de restaurantlarda "Tenpan" dedikleri ızgara masalarda kullanılıyor.
Örneğin: "Okonomiyaki-お好み焼き" japon kültürünün baş tacı yemeğinin pişirildiği saç tezgahlarda "Rado-ラード" dedikleri domuz yağı kullanılıyor.
Çok çeşit okonomiyaki restaurantları var.
Girmeden önce sac'a ne tür yağ sürdüklerini sorabiliyorsunuz.
Bazı restaurantlarda rado tüketemediğinizi, onun yerine sıvı yağ kullanmalarını rica edebilirsiniz.
Kullandıkları ürünleri ve sacı temizlenmesini rica edebilirsiniz.


Sokaklarda sıkça gördüğünüz "Kyabetsu yaki-キャベツ焼き" yani lahana, yumurta, krep ve sostan oluşan bir kızartma pişirme sacına bu yağı kullanıyorlar.

Tatlı olarak "Kasutera-カステラ" dedikleri küçük bebek veya insan şeklindeki sıcak kekleri pişirilen saç makinelere sürülüyor.
Çok çok lezzetli bu küçük kekçikleri pişiren bazı tezgahlar sıvı yağ da kullanabiliyor.
Sorun derim ve yemenizi şiddetle tavsiye ederim :))

Eğer Osaka'ya gelirseniz meşhur Osaka yemeği olan "Tako yaki-たこ焼き" ahtapotlu krepler de aynı sistemle pişiriliyor. Ahtapottan tiksinmeyenlere öneririm. Harika bir lezzet..
Yine bu takoyacilerin %80'ni rado yağını kullanıyor.
Bir ihtimal salata yağı kullanana rast gelirseniz deneyin derim.

Birde "Suki yaki-すき焼き" de tenpanlarda (sac'da) pişiriliyor ona da bayılıyorum.
Ama mâlesef dışarıda yiyemediğimiz için evde kendim sosları alıp pişiriyorum.
Yani anlayacağınız tepside, tavada, fırında, saç'ta hazırlanan tüm yemeklere rado denilen domuz yağı sürülüyor. Aklınızda olsun. Yemeden önce eğer dikkat ediyorsanız sorun..

Japonların ilginç yumurta tavası..

Mutfağımın en güzel parçasını bugün görünce aklıma geldi :)
Aaaa dedim takipçilerime bunu niye tanıtmadım :p
Ayıla bayıla kullandığım en nadide parçalardan biridir bu.
Japonların ilginç "Tamagoyaki-卵焼き" tavasını tanıtasım geldi sizlere :)
Japon mutfağının en lezzetli yemeklerinden biri olan soğanlı, soslu omletler bu dik dörtgen veya kare tavalarda pişiriliyor.
Hazırlanan omleti, aynı krep pişirir gibi kepçe yardımıyla azar azar döküp, tavanın ucunda toplayıp kat kat yapılarak pişiriliyor.
Japon evinde, gelin çeyizinde olmazsa olmazı bu tavalar her evde en az 2 tane bulunur:)
Bizim gibi %50 japon olan Türk evinde bile iki tane var bu tavadan.
Tamago yakiyi kızım çok seviyor. Japonlar günün 3 öğünü yapıp yiyor.
"Obento" Beslenme kutularında kesinlikle olur bu omlet.
Bir gün bu japon omletin yapılışını ve tarifini size vericem. Denemenizi tavsiye ederim :)
Türkiye'de mağazalarda aramadım da görmedim de varsa tariften sonra bu tavayla deneyin.
Japonya'da yaşayıp ta tamagoyaki yi öğrenmeyen yabancı tanımıyorum:)
Japoncayı, kanjiyi öğrenmek kadar mecburi bir şeydir bu yemek :))


12 Ocak 2017 Perşembe

Japon tarzı ekmek kızartma makinem..

Japonya'da ilginç aletlerle karşılaştım hep. İlk geldiğim evde bulduğum makinelerden biride bu ilginç japon tarzı ekmek kızartma makinesiydi. Japonca adı "Tosuta-トースター" dır.
Hiç görmediğim çok ilginç bir aletti :) İlk kullanacağım için eşim, nasıl çalıştığını öğretti.
Çünkü üzerinde japonca kanjiler yazıyordu.
Okuyamadığım için nereden başlanır? Tıklanır mı? çevrilir mi? Bilemedim.. :)
Çok güzel bir aletmiş zamanla bayıldım buna :)
İster ekmek kızart, ister et kızart, ister küçük guratan kasesiyle tek kişilik yemek yap.
Micro dalga fırınımızda vardı ama o ısıtılan ekmeği soğuyunca lastikleştiriyor.
Bu kurutuyor ama fırından ilk çıkmış gibi taze ve kıtır kıtır çıkarıyor.
Türkiye'de davul fırınım vardı o zamanlar. Ankastre fırınlara daha yıllarrr vardı:)
Ocak altı fırınlar çıkmasına çıkmıştı ama ailem çeyizime tezgah üstü ocakla davul fırın almıştı.
Neysem davul fırınla birbirine çok benziyor.
Benim fırınım kocamandı bu koltuk altına sığacak kadar bir şey :) içindeki resitans birebir aynı.


Resitanslar kızartıyor yiyecekleri. Eşim sadece ısı, dakika ayarlarını öğretti..
Türkiye'de bütün mağazalara baktım da yoktu bu tarz ekmek kızartma makinesi?
Üstten koyup, kızarınca yine üstten atan vardı.
Artık olmadı nippon bashi den yurtdışı için satış yapan mağazalardan Türkiye'deki evim için de alırım. Çünkü bu olmadan harika leziz kızarmış ekmek yiyemez olduk :)
Japonya'da fırın ekmeği gibi olan baget ekmek kahvaltıda yeme kültürü hiç yok desek yeridir.
Genelde çorba gibi yemeklerde baget yenilir. Kahvaltı da sadece tost ekmeği yerler.
Her sabah bu makinenin çiiiiinnn sesini duyarsınız :)
Ben işteyken çocuklar 1 kg rendelenmiş kaşar peyniri, 3 paket tost ekmeği ve bu makine yetiyor :)
Okuldan gelen bu üçünün başında buluyor kendini :)
Üç günde bir 1 kilo kaşarla, her gün 3 paket ekmek almayla baş edemedim gitti :)
Japon evlerinin demir başlarından biridir bu makine olmazsa olmazıdır..
Sıfır fiyatı 4-5 bin yen 120-150 TL)
2. El fiyatı 1,5 yen (45 TL) Hatta biraz daha gezerseniz 1000 yen'e bile bulabilirsiniz:)
Japonya'da üstten kızartıp, üstten atan ekmek kızartma makineleride satılıyor canlarım:))

10 Ocak 2017 Salı

Japon tarzı çamaşır makinesi :)

Türkiye'de 80li yıllarda merdaneli çamaşır makinesini kullananlar bilirler.
Avrupa da otomatik makineler kullanılırken biz o zamanlar merdanelilerin ilk çıktığında dahi hala elimizde yıkardık.
Piyasaya çamaşır makinesi çıkmış, zengin kesim çamaşırları makinede yıkıyor diye duyardık.
Ehh bizim eve gelmesi 80 lerin sonlarıydı. 7 kişilik çamaşır yıkama işkencesinden kurtulmuştum artık:)
En güzel genç kızlık yıllarım çamaşır çitilemeyle geçmişti :)
Çok zayıf ve minyon tipli bir kızdım. Gücüm yetmezdi leğende ayağımla çiğnerdim :)
Evimize geldi hoş geldi.. Kendisiyle tanışmasına tanıştık ama umduğumuz gibi çıkmamıştı!
Yıkaması için suyu dışarıdan kendin dolduruyorsun. Durulama suyunu da.
Sıkmasını da yine kendin tek tek yapıyorsun.
Ama çitilemeden kurtarmıştı bizi bu asrın icadı . Neydi o merdaneliyle savaş içerisindeydik :)
Çarşafları ne rezillikle sıktırırdık:)) Ama yine de bizim için büyük bir gelişmeydi bu çile :)


90'lı yılların başlarında otomatik makineler çıktı. 90'ların ortalarında otomatik çamaşır makinemiz olmuştu şükür :)
Artık Su'yu kendimiz doldurmuyor, kendimiz sıktırmıyorduk..
Karşısına sandalyeyi koyup tv izler gibi o rahatlığı izliyorduk :)
Japonya'ya gelmeden yıllar önce o rahatlığa kavuşmuşken aha bir anda japonya işi çıkıp, japonya'ya taşınınca ben şokkk!!
Yine mi döndük eskiye :(( Japonlar hala 80'lerde yaşıyormuş meğersem..
Çamaşır makinenin bir tek merdanesi eksik :)
Japonya'ya ilk geldiğimde otomatik makineden bu makineye tekrar düştüm.
Attan indim eşşeğe bindim misali :)
Bizim merdaneli gibi bir sağa bir sola dönüyor. Su ısı derecesi yok.
Tek fark direk çeşmeden aldığı su ile yıkıyor. Eğer sıcak suyla yıkanmasını istiyorsanız banyodan kovaya sıcak suyu doldurup makineye taşıman gerek :)
Ara taşıma hortumu var birde. Küvetteki sıcak suyu vakumla makineye çekiyor..
Bu sıcak su taşıma olayı da çok zor olduğundan kimse uğraşamıyor :))
Kışın ortasında buz gibi su ile yıkıyor yani anlayacağınız..
Yıl olmuş 2017 ve Japonya hala bu makineleri kullanıyor :) sanırım bir 10 yıl daha kullanır.

20 yaş üstü binaların %80 ni çamaşır makine yeri balkondadır..
Karın kışın ortasında balkonda tir tir tirriyorlar çamaşır koyarken, asarken..
Japonya'da yaklaşık 5-6 yıldır otomatik makineler çıktı piyasaya. Ama yanına varılmıyor.
Bu makinenin sıfır fiyatı 20 bin yen'se (600 tl) otomatikler 60 bin yen(1,800 tl) den başlıyor. Güç yetmiyordu 5 sene evvel bu asrın icadına..
4 sene önce canıma tak etti ve internet sitesi rakuten den 2. el otomatik makine aldım.
Daha hayatta buna dönmem :))
20 yaş altı yeni binalarda da el lavabosu dibine koyuluyor.
Su atık tekkesi içine oturulur.. Türkiye'deki gibi mutfak tezgah altına koyma kültürü yok..

Japon okullarında tuvalet temizliği..

Bu yazımda sizlere, japonya'da olupta türkiye'de asla göremeyeceğimiz bir şey olan okulda tuvalet temizliğinden bahsedeceğim.
Resime ilk baktığınızda kızın kendi evinin klozetini temizliyor olarak görüyorsunuz:)
Hayır.. Japon disiplininde temizlik ev içinde değil, yaşadığınız tüm çevreyi kapsar..
Okulunun, en az 500 kişinin kullandığı tuvaletin klozetini elleriyle temizliyor.
Türkiye'de bir anne görse hemen soluğu karakol da alırdı sanırım:)
Müdürede sizi sürüm sürüm sürümdürecem.
Nasıl benim çocuğuma onca çocuğun kullandığı tuvaleti temizlettirirsin diye tehdit ederdi:)
Veya okul müdürü, çocuğa ceza olsun diye tuvaleti temizlettirir bizim ülkemizde.
Japonya'da bu bir disiplin, çevresine duyarlı bir birey olarak yetiştirilmesi için bir eğitim olarak yaptırılıyor.
Herkes kendi pisliğini kendi temizlese bak bakalım dünya nasıl  mis gibi olur!
Japonya'da neden insanlar insan gibi, sevgi, saygı içinde yaşadığını ta çocukluğundan itibaren böyle yetiştirildiği bunlara şahit olduğumda anlamıştım.


Benim de iki çocuğum okulun tuvaletini, sınıfını, kolidorunu temizledi.
Asla ne okul müdürüne nede sınıf öğretmenine tek bir laf bile etmedim.
Olduğunuz toplum kuralına uymak zorundasınız.. Kuralsız bir toplumda düşünülemez!
Ana okulunda yok bu disiplin kuralı. Kendi altlarına sahip çıksınlar yeter :))
İlk okulda da küçük sınıflar yapmaz. 5. ve 6. Sınıf tuvalet temizliğinden sorumludur.
Japon okullarında hademe yokmu ki çocuklar temizliyor derseniz evet var hademe.
Ama hademenin işi değil bunlar. O sadece tamir işlerine bakar.
Birde okulun girişini ve okul bahçesini temizler. Okul içi temizlik tamamen öğrencilere aittir.
Çevreni temiz tut, temiz bir çevrede yaşa mantığı var japonlarda..
Bir de Japonya'da tümüne yakın anneler çalıştığı için ev temizliğine de pratik olmuş oluyor.
Japon ailelerinde herkes kendi pisliğini kendi temizler :) çünkü herkes meşgul..

Japon kültüründe yeni yıl kutlama mesajları.

良いお年を迎えて下さいね~
Japonya'da yeni yıl kutlama mesajı, yılbaşından bir gün öncesine kadar ve yılbaşı sabahından sonra olmak üzere ikiye ayrılır..
12. Ayın son günlerinde iş veya okul arkadaşlarınızla yılbaşı tatiline çıkarken kullanılır.
Ve yılbaşı gecesi, türkiye saatiyle akşam 6'ya kadar japon veya japonya'da yaşayan arkadaşlarınıza bu yeni yıl mesajını gönderebilirsiniz.
Japonlar yılın son haftasında iş ve okul yılbaşı tatiline girerken.
Sokakta selamlaşıp sohbetten ayrılırken kullanılan kelimedir.
Türkçesi "Yeni yılınız kutlu olsun"
Yazılışı "Yoi otoshi wo" yılbaşı sabahından sonra yeni yıl mesajı farklı olacak çünkü :)
Onuda Altdaki yazıda bulabilirsiniz:))


明けましておめでとうございます。今年もよろしくお願いします🙏
Yılın ilk gününden itibaren 1 ay boyunca ilk kez karşılaştığınız kişiye "Yni yılınız kutlu olsun" olarak kullanacağımız yeni kelimemiz "Ake mashite omedetou gozaimasu" diyeceğiz.
Sonradan da bu senede rica ederim olarak geçen saçma bir kelimeye dönüşen "Kotoshi mo yoroshiku onegai shimasu" olarak kelimemizi bitiriyoruz.
Ocak ayı çıkana kadar kullanabilirsiniz.
Konnichiwa dan daha güzel ve önemli selamlaşma oluyor bu aralar..
Kartımızı Japon arkadaşlarınıza veya japonya'da yaşayan dostlarınızla paylaşabilirsiniz.



Japonya'da tren hatlarında bekleme odaları.

Japonya'da yer üstü tren hatları, yer altından daha fazladır.
Yer altında oturma yerleri bol bol bulunuyor:)
Ama yer üstü hatlarda böyle odalar da var. Yaz, kış yılın 365 günü kliması var.
Yazın sıcaklığında tren beklerken gelmesi bazen 10 dakikayı buluyor..
İçeriye giriyorsun buz gibi :) ne işin olur sıcakla odada bekle treni:)



Kışında buz gibi havada içeri bir giriyorsun hamam :)
Tren gelse de çıkasın gelmiyor :) Rahatlıkla 40-50 kişiyi alıyor.
Özellikle de JR hattını kullanırken bu odalarda bekliyorum treni.
Diğer mevsimlerde girmem.
Bir de sigara içmek için böyle ayrı odalar oluyor yer yüzündekinde.
Yer altı hatlarda oturakların yanında oluyor ayaklı kül tablası.
Bir kaç yerde tek oda gördüm. Sigara içende içmeyende mecbur aynı odayı kullanıyor.
Küçük kasaba olduğundan mı ne?
Ya her şekilde japonya'da yolculuk etmek çok konforlu..

Japonya'da geleneksel 20. yaş kutlama günü..

Yıl 2017 aylardan Ocak günlerden 9 :) Bu yıl 96'lıların yılı :)
Bu resimdekiler de benim Oğlumun ilk okul arkadaşları.
İlk tanıştığımızda hepsi 7 yaşında ufacık tefecik çocuklardı :)
Şimdi 20 yaşında birer yetişkin hanım efendiler, beyefendiler oldu :)
Neden 96'ların yılı derseniz.
Her yıl, 1. ayın 9'u japonya'da "Seijinshiki-成人式" dedikleri 20. Yaş günü kutlanır.
Kızlar en güzel kimonosunu giyer, kuaföre gidip saç, tırnak, cilt bakımlarını yapar.
Fotoğrafçıya 20. Yaş seijinshiki hatıra fotoğrafı çektirir.
Bu resim her gencin albümünde olmak zorunda :) Bizim sünnet hatıra resimleri gibi.
Erkek çocuklarımızda en güzel takım elbiselerini giyip onlarda resim çektirmeye gider.
Aynı mahalle ve okul arkadaşlarıyla bir yerde toplaşıp dolaşırlar.
Tapınak, restaurant, sokaklarda..


En güzel kıyafetleriyle bakın ben artık 20 yaşındayım der gibi havasını ata ata :)
Oğluşum şuan ülke dışında okuduğu için bu günü çocukluk arkadaşlarıyla birlikte kutlayamadı.
İki oğlanla, ortadaki kızın anneleri instagram da voleybol takımı resmimde görebilirsiniz :)
Sağ baştaki oğlumuzun annesini 5 yıl önce kanserden kaybettik.
Öldüğüne hala inanamıyorum. Hastalığını hiç hissettirmemişti bizlere.
Çok enerjik, çok güler yüzlü, hiç ölmeyecekmiş gibi koştururdu :(
Ve o oğlumuzun lisesi, yaz tatilinde türkiye'ye götürmüş.
Bir türk arkadaşı olduğu için çok sevinmiş giderken.
Okulca turla gitmiş ve bayılmış ülkemize. Anlata anlata bitiremedi :)
Japonya'da çocuk bayramları çok fazladır. 3. Yaş, 7. Yaş, 20. Yaş günleri vardır.
20 den sonra zaten artık anneler, babalar günlerini kutlarlar inşallah :)

9 Ocak 2017 Pazartesi

Japon şirketlerinde yılbaşı yemekleri..

Japonya'da çalışma şartları çok zordur.
Disiplinle çalışır, üretimde rekor kırmak için emek sarf ederler.
Gerçektende türklerle japonları karşılaştırırsak arada dünya kadar fark bulabilirsiniz.
Bizim millet esnek çalışmayı çok sever. Patron yokmu başta, hemen kaytarır.
Patron olsa da sallana sallana, bir elinde çay, bir elinde sigara, becerebilse ayaklarıyla da telefonu kullanacak :) müşteri varmış, iş ahlakıymış tııınn...
Japonlar'da bunu asla göremezsiniz!
İş yerine adım attığı andan itibaren direk kıyafetini değiştirir.
Çantasını, cüzdanını, cep telefonunu kilitli dolabına koyup sadece bir mendille dolap kilidini yanına alır başlar iş'e..
İş sırasında telefon kullanmak kesinlikle yasaktır!
Sohbet etmek, gır gır şamata yasak.. Mola saatleri dışında azıcık bir dinleneyim yok..
O yüzden kaynaşma çok zordur. Kimse kimseye ailesini, sorunlarını sorup dertleşemez.
Hiç mi yok derseniz var tabiki ama öğle, sigara molalarında.
Bir de iş giriş ve çıkışlarda varsa zaman ayak üstü sohbet ederek dertleşilir..
O yüzden japon şirketlerinde kaynaşmak , dostluk kurmak için iş verenler yıl başının son haftalarında ve yılın ilk haftalarında iki kere toplanıp yemeğe götürür çalışanlarını.

Yılın son haftaları, 12. Ayda olan yemeğe "Bounen kai-忘年会" yıl sonu partisi deniliyor.
Yapılacak bu partinin gününü, yerini, ne yenileceğini, nereye gidileceği, partide neler yapılacağını herşeyi patron ayarlıyor.
Yaklaşık 1 ay kala bir kağıta yazıp görünür bir yere bounen kai nin tarihini ve hangi restaurant veya otelde olacağını duyuruda öğreniyorsunuz.
Çalışanlar katılmaya mecbur bu partiye. Başka bir yere söz vermemesi için haftalar öncesinden duyurulduğu için hiç bir mana bulamazsınız:))
Ani hastalık veya bırakacak yer bulamadığınız çocuk varsa onu mana edip iptal edilebilir.
Patron o kadarına da karışamaz herhalde:) Kızım çok küçükken onu mana edip katılmazdım.
Büyüyüp ilk okula başlayınca artık yemiyor bu da:) Bende erken kalkıyorum yemekten.
Patron neden ısrar ediyor derseniz aslında gerçektende kolay birşey değil.
Yılsonu ve yıl başı partileri zamanları cidden bütün mekanlar dolu.
Kazara iptal olsa, yemek yemesek bile o günün parasını ödemek zorunda patron.


Gelelim partiye. Bizim oturacağımız yerleri bile patron ayarlamış:)
Herkesin ismini tek tek yazıp masalara koymuş. Mevki sıralamasına göre en iyi çalışanlarını, müdürünü, yardımcılarını kendi masasına koymuş. Diğerlerini de onların yanlarına doğru uzayıp gitmişiz:) Bütün herkes toplandığında patronun konuşmasıyla yemek başlar.
Sonra sırasıyla yemeklerin biri gelir biri gider :) Adam cidden kıymış paraya :)
Ana yemeğinden, tatlısına kadar herşey sınırsız. İçecek sınırı da yok.
Yemek yedikten sonra patron ilk sağından itibaren herkese düşüncelerini, bu bir yıl boyunca neler yaşandı, varsa şikayetinizi anlatmanızı istiyor.
Hiç sevemedim bu konuşmaları. Kısadan kesip teşekkür edip yanımdakine veriyorum sırayı:)
Bu sefer paralı oyunlar da çıkarmış. İpin ucundaki mandalı bulmaca. makas, tas,  kağıt oynamaca falan. 5 bin yenim (150 tl) gitti..
Kumar olduğunu biliyorum ama ses edemiyorum. Japonya'da kurala aykırı davranamazsınız.
Göze batmamak için mecburiyetten sustum. Ama kağıt, makas, taştan 10 bin yen (300 tl) kazandım. Sevindim mi diye sorarsanız asla. Giden paramı kurtarsam yeterliydi doğrusu.
Ama 40 kişi içinde en son ben ve arkadaşım kaldı ve ben onu yendim..
Kutlama mekan saati 2 saat olarak ayarlanmış. 2 saatten sonra eğlence devam diyip karaokeye, bilardoya, içmeye falan herkes ya toplum yada ayrı ayrı gruplar halinde dağılıyor.
Ben direk eve maalesef:) sadece 1 kere çocuk yokken karaokeye gitmiştim.

İkinci yemeğimize de "Shin nen kai-新年会" yılbaşı partisi deniliyor.
Bu da 1. Ayın ilk haftalarında olur. 1. Ay bitmeden kutlanması gerek.
Bounen kai ile aynı şekilde kullanılır. Pek bir fark yoktur. Sadece yemek ve mekan farklı olur.
Son Shin nen kai yi Türk restaurantında kutlamak istedi patronum.
Bende hâliyle eşimin çalıştığı restaurantı önerdim. Bir de dansöz ayarladı restaurant.
Al sana bir türk gecesi :) Japon restaurantlarına göre pahalı ve yemekleri az buldular :)
Ama lezzetlerine diyecek bir şey bulamadılar..
Çok şükür bu sefer paralı oyunlar yoktu :) dansöz yetti onlara :) yemekten sonra yine klasik sabahlamacalara devam etti arkadaşlar. Ben bu sefer çocuklarımı da götürdüm.
Ama onların ücretlerini kendim ödemek şartıyla.
Herkes dağıldıktan sonra eşimi de bekleyip ailecek evimize döndük :)

5 Ocak 2017 Perşembe

Japon tarzı Bulaşık makinesi..

Orta direk bir ailenin kızı olarak 96'nın mart ayında evlendik.
Bizim evlendiğimiz zamanlarda bizim gibi orta direk bir kesimin evine bulaşık makinesi henüz girmemişti..
Ozamanlar sadece zengin kısımda böyle bir alet çıktığını duymuştuk.
Görmediğimiz bir şeyi illaki bunu da ceğizime al diye babaya baskı yapmamıştık :)
2000 yılında japonya'ya taşındığımızdaki evimizde de öyle bir şey bulamamıştım.
Ama ilk kez bir micro dalga fırınım olmuştu:) Bunun sevinci bir başkaydı..
Eşimin kuzeninin evinde görmüştüm o yüzden biliyordum.
Gelinin ailesi belçika'dan göndermiş ve çok kullanışlı olduğunu söylüyordu.
O yüzden çok severek kullanıyordum.. Japonya'ya geleli yaklaşık 8 sene kadar olmuştu.


THY Osaka müdürünün hanımıyla arkadaş olduk ve evlerimize gidip geliyorduk.
Arkadaşımın evinde gördüm ilk kez bu bulaşık makinesini.
Sende al diye bana baskı yapmaya başladı :) Bende yok ya ne işim var elimde yıkıyorum işte diyip durdum.
Almak, kullanmak şurda dursun bunu bağlanmasını, kullanmasını bilmiyordum.
Makineyi sıfır alsam bağlatması bedava ama makine 60 bin yen (2 bin tl).. 2. elci'den alsam, arkadaşım 2. Elden almış ama bağlatmasına 5 bin yen (150 tl) vermiş. 2. El makine fiyatları da 5 bin yen'den başlıyor..
Arkadaşımın evine yakın bir dükkan varmış girdi kanıma aldım bir makine.
Çek çek arabamla ite kalka taa izumi sano dan namba'ya kadar trenle getirdim :))
Aldığım yerdeki gence de sordum bunu nasıl bağlıyorsunuz?
( Tamir işi elimden gelir heheh) Getirdim koydum tezgah üstüne.
Adamın dediği ekstra musluk aparatını da alıp geldim.
Açtım İngiliz anahtarıyla çeşmeyi taktım musluğu.
Çokta basitmiş neden para vereyim! Resimde göründüğü gibi bir aparatı çeşmeye takınca musluk ucu tık diye giriyor hepsi o :)
Kirli su gideri de hemen önündeki mutfak levyesine doğru bırakılıyor.
En yakın elektrik prizine de fişi taktık mı oldu bana ilk ve harika bir bulaşık makinesi:)
Allahım sanki ilk icat edilmiş de, ilk kez ben kullanıyormuş gibi heyecanlıydım..


2. El olduğu için önce makine içi temizleme ürünüyle boş yıkadım.
Zaten ikkez bulaşık makinem oldu nasıl dolduruluyor bilmiyordum..
Makinenin içi küçücük. 4~6 kişilik miş.. Tamam bizde 4 kişiyiz ama tencere, tava??
Altına kaşıklık, 4 tabak, 4 kase, salata tabağı falan doldu bile :)
Üst katına su ve kulp bardak sığıyor sadece. Ama bir yumurta tavası bile sığmıyor !
Bunun tenceresi, kapağı, tavası, tahtası vesairesi? Yarısını elde, yarısını makinede yıkıyorsun.
Her Allahın günü makineyle kavga ediyoruz :) O artık içim almıyor kusasım geliyor diyor.
Bende hadi nolurrr bir tek şu kapağı da al diye yalvarıyorum..
Bazen kızıyorum bırakıyorum kapağı, patır kütür dökülüyor herşey yere :)

Bende üstteki rafı çıkarttım. Alt katına ilk önce bardakları, onun üzerine kaseleri, yanına servis tabakları hepsinin üzerine birer tencere ve tava koydum mu öncekinden daha fazla almaya başladı :))
Neydi öyle yarısı elde yarısı makinede? türk beyni bu hehehe
Geçen sene istanbul'daki evimizin birini boşaltıp tamamen kendimize ait bir daire döşedik çok şükür.
İlkkez gerçek bulaşık makinem oldu :)
Japonya'da kullandığımın oyuncak bulaşık makinemin tam iki katı :p
Sanki salon salamaç bir odaya, bir oraya bir buraya tencere tava koyuyordum heheh

Japonların minnacık mutfak tezgahı:)

Türkiye'de duvardan duvara mutfak tezgahını bırak gel 30 santimlik tezgahlı, 4 göz dolaplı mutfağa sığ :)
Japonların mütevazı mutfakları işte bu kadarcık.
Ciddi ciddi hepsi bu kadar
Lavabosu tezgahından daha geniş.
Çamaşır teknesi gibi bir lavabo, 3 karışlık tezgah, tezgah üstü mini fırınlı ocak.
Tezgahın hemen yanı buzdolabı. Hepsi bu kadar :)
Ha öyle sizinkiler gibi altında çamaşır makinesi, bulaşık makinesi de yok.
Dar ve küçücük dolaplar var. 50 santimlik bir tepsi ya sığar yada sığmaz.
Japon internet sitesinden 50 santimlik mermer alıp tezgaha koydum da biraz olsun genişledi.
İnstagram da bakıyorum da ev sunumları yapan profillerde artık mutfaklar salondan daha geniş, daha konforlu ve daha şık.
Türkiye'de ki insanlar mutfaklarını 3-5 yılda bir değiştirir olmuş.


Japonlar için mutfakta iki kap yemek pişirilecek küçük bir tezgahı olsun yeter.
Sokakta en şık ve zengin görünüme çok önem veren japonlar evlerine hiç özen göstermiyor.
Evinde konfora ve şatafata önem vermezler.
Kullanışlı olsun, gece yatmaya sıcak bir yatakları olsun yeterli:) Çoğuda evi otel gibi kullanıyor.
Çünkü Japonya'da memur sayısı serbest çalışan sayısından daha fazla.
Ve memurluk sabah 7, akşam 7 olduğu için tüm gününü ev dışında geçiriyor.
Hatta yemeklerini yol üstünde bulunan "Shokudo" dükkânlarında yiyip geliyorlar..
O süslü tüm ürünler ve mağazalar Japonya'da da var olmasına var..
Ama onların kültürlerinde bu yok işte ilginç..
Çok lüks evlerde geniş tezgah var. Hatta bizim mutfaklarda ki gibi tezgah altı minik bir bulaşık makinesi bile var ama bu evler çok lüks ve son 5-10 yılda yapılmış yeni yapılarda.
Böyle lüks mutfakları herkes ister ama altından kalkılamayacak kadar pahalı olduğu için japonya'nın %20'sini geçemiyor..
Japonya'ya ilk geldiğimde ki mutfağımı ve 4 valiz erzak nasıl sığdırmışım bu linkte yazmıştım okumanızı tavsiye ederim :))
Bir sonraki yazım da japonların çok ilginç bulaşık makinesi olacak.

2 Ocak 2017 Pazartesi

Japon kültüründe yılbaşı harçlığı..

Biz türklerle japonların o kadar çok kültür benzerliklerimiz var ki anlat anlat bitmez.
Ama onlarla bizim uygulama zamanlarımız farklı.
Bizde nasıl ki kurbanda, ramazan bayramında elimizi öpen çocuklara harçlık veririz.
Japonlar'da bunu dini bakımdan kutsal saydıkları "Shougatsu-正月" (yılbaşında) verirler.
1. Ayın 1'inden itibaren aşağı yukarı bir hafta içinde çocuklarına, torunlarına, komşu çocuklarına, arkadaş çocuklarına vermek için avuç içinden daha küçük olan "Otoshitama" dedikleri harçlık zarfları hazırlarlar.

Hiç bir çocuğu boş göndermezler. En yakın çocuğa kendi imkanınca 500, 1.000, 5.000, 10.000 yen'lik paralar koyulur. Genellikle 1.000 yen olur.
Çok yakın bir arkadaşın çocuğu ise o 1.000 yen'den 2-3 tane de koyan var:)
Benim çocuklar bizim dini bayramları bekler gibi shougatsu'yu da dört gözle beklerler:)
Bir yılda 3 kez para toplarlar:)
Yılda iki kez türklerden ellerini öperek "Bayramınız mübarek olsun" der avuçlarını açar.
Yılda bir kez de Japonlara "Akemashite omedetou gozaimasu" diyip japonlardan alırlar:)
Japonların kültürlerinde hediyeleşmenin önemini bir önceki yazımda bahsetmiştim.
Hediyeleşmenin en önemli dönemlerinden biri olan yeni yılda sadece çocuklara para verilmez.
Büyüklerde birbirlerine yeni yıl hediyesi alırlar.
Bu illaki pahalı bir mücevher veya kıyafet olacak diye birşey yok.
Japonya'da pahalı sayılan meyve sepeti de olabilir, bir şarap şişesi de olabilir.
Yeni yılda hep birlikte yenilebilen birşey de olabilir. Maksat gönül alıp hatırlanmak.
Ama en güzel mutluluk çocukları sevindirmek tabiki..


Çocuklar cidden sabırsızlıkla bekledikleri bu otoshitama'larla hayaller kuruyor:)
Çok istediği oyun cd sini almak, arkadaşlarıyla sinemaya veya restauranta yemeğe gitmek gibi.
Aynı bizim çocuklar gibi bu bayramda ben bu kadar para topladım, ben şu kadar para topladım diye bir birlerine hava atarlar:)
Çocuk yine çocuktur. Hep bir yarış içindelerdir. Türk olsun, japon olsun farketmez.
Gerçekten bu kültür bakımından japonlara hayranım.
Her evde 5 çocuk olsa da bunu alda aranızda bölüşürsünüz diyip göndermezler.

Otoshitama zarfları 5' er paketler içinde 108 yen. Zarfa bile para veriyorlar.
Birde üzerine mesajlar yazıyorlar. Zaten üzerinde ne zarfı olduğunu yazan Kanji var.
Ama yinede birşey ekleyen bile oluyor yazıya.
Eğer yılbaşında japonya'da iseniz ve kaldığınız yerde tanıştığınız bir ailenin çocuğu varsa veya sizi shougatsu kutlamaları için evlerine davet etmişlerse 100 yen shoplardan veya konbini marketlerinde satılan bu şirin tatlı zarflardan alıp japon çocuklarını sevindirmenin fırsatını kaçırmayın derim:)
Ömür boyu sürecek dostluğa attığınız ilk adım olacağına garanti ederim :))

Japonya'da yeni yıla nasıl girilir?

Japonya'da yeni yıla girmek gibisi yok..
Çok farklı bir ülkede, çok farklı bir şekilde yeni yıla girmek tarifsiz bir duygu..
Japonların yeni yıla girdikleri 12 ayın 31'ni, 1. Ayın 1'ne bağlayan yılbaşı gecesini anlatıcam.
Altdaki resim bizim mahallenin tapınağı ve gecenin 00:15 anneme dedim gel dışarı çıkalım.
Ben zaten japon kültürünü bildiğim için, gecenin o saatinde neyle karşılaşacağımızı tahmin ettim ama annem bilmiyordu:) ilk önce markete gittik.
Çünkü japonya'da gece 22:00 den sonra ellerinde kalan tüm günlük et, sebze, ekmek, süt, yumurta, hazır yemekler %50 indirime iniyor. Annem'de bunu öğrendiği günden beri o saatlerde hadi bakalım markette birşey varmı diye dışarı çıkmak istiyor.
Ana yüreği işte. Kızının mutfak giderlerine az da olsa yardımda bulunmak istiyor :)
Her geldiğinde 3 ay kaldığı için kendini yardımda bulunmak zorunda hissediyor.

Oradan da mahallemizin güzidesi olan "Yasaka Jinja" nın bahçesine girdik.
Her yıl yılbaşı gecesi mahallemizin tapınağı ışıl ışıl olması için ekstra lambalar takarlar.
Görevliler bir o tarafa bir bu tarafa koşturur durur.
Öyle güzel tatlı bir telaş vardır ki tarifi imkansız. Saat 23:45 falandı bahçeye girdiğimizde.
Sanırım 30 kişi ya vardı yada yoktu. 15 dakikanın içinde en az 300 kişi toplandı.
Her gelende oluşturulmuş sıraya girip beklemeye başladı.
Bu ne sırası acaba? Dedi annem..
Yılbaşı kutlamaları için yabancılar dışında eğlence yerlerinde japon bulamazsınız.
Olanlarda yabancı olan arkadaşlarını oraya getirmek için gitmiştir.


Japonya'da yeni yıl tapınaklarda karşılanır.
Aileler yeni yıla saatler kala yavaş yavaş tapınaklarda toplanmalara başlar.
Tam saat gece yarısı 00:00 da hep bir ağızla son 10 saniye geriye sayılır.
Hep birlikte İngilizce "Happy New year" dedikten sonra birbirlerine "Akemashitte omedetou gozaimasu" diyip dua için sıra ilerlemeye başlar.
İlk önce çanın altındaki bağış kutusuna  para atar. Peşine insan kalınlığındaki urgana bağlı çanı sağa, sola sallayıp 3 kere el çırpıp gözlerini kapatarak dua ederler.
Yılın ilk 3 günü gidebildikleri tüm tapınakları ziyaret edip her tapınağın tanrısından yeni yıl için iyi dilekler dilerler.
Annem çok şaşırmıştı :) kuyruğun sonunu aradı ama bulamamıştı.
Gecenin o saatinde sokaklar insan kaynıyor.

Japonya'da ki bütün tapınaklar 3 gün boyunca 24 saat duaya açıktır.
Tapınak çevresinde pazar kurulur. Hazır yemek satılır. Sabaha kadar insanlar yiyip içer.
Bizim kebapçılar için en büyük pazar alanları yılbaşında olur.
Her matsuri pazarında kesin en az 3 tane kebapçı bulabilirsiniz:)
Eşim bu yıl Kobenin "Nishinomiya" tapınağın pazarında.
48 saat uykusuz bir şekilde kebap sattı. 2. Günün gecesi 12 de uyumaya eve geldi.

Sabahlara kadar insanları sokakta bir yerden bir yere giderken bulabilirsiniz.
Aynı bizim mevlit kandillerinde cami cami dolaşmamıza benziyor.
Biz her bir camide o caminin evliyalarından dilekler dileriz.
Japonlar her tapınağın farklı tanrılarından diler.
Beyaz balonlara benzeyenlerde tapınağa yardımda bulunanların işletme veya kendi isimleri yazılı.
Onun altındaki görevli kadında tapınak adına şans dileği satıyor.
O yıl neyle karşılaşacağı, şanslı mı şanssız bir yıl mı olacağı yazılı yeni yıl şans dilekleri.
Ne çıkarsa bahtına 😍
Bu tapınak bizim önceki evin arka tarafında.
3 gün boyunca sesten uyuyamazdık. Şimdi tapınağın bir üst caddesine taşındık.